.: EN KOMİK FIKRALAR :. ---------------------------------------------------------- .:BÜYÜKLERİN SIR'RI :. Iki velet karar vermisler ki, bütün büyüklerin hayatlarinda sakladigi en azindan bir büyük sir var. Bir tanesi bu varsayimi denemeye kalkmis - Anne ben her seyi biliyorum. Annesi cevaplamis ; - Tamam anladim, al su 1 milyonu babana hiçbir sey söyleme demis. Ufaklik cok memnun, babasina gitmis ; - Baba ben her seyi biliyorum!.. Babasi cevaplamis ; - Sus tamam, al su 5 milyonu, annene hiçbir sey söyleme, demis. Bizimki zevkten dört köse, bütün büyüklere isleyenbir sistemi kesfetmenin keyfine varirken kapi çalmis ve postaci gelmis. Ufaklik açmis kapiyi... - Postaci Amca ben artik her seyi biliyorum. Postaci dizleri üzerine çöküp, kollarini iki yana açmis : - Madem öyle gel bakalim, baba sanabir sarilsin... ----------------------------------------------------------- .: CUMARTESİ GECESİ :. Cumartesi gecesi için, adam pazartesiden hazirlik yapmaya basladi.. "Aman hanim, disari gitme organizasyonu falan yapma.. Eve de kimseyi çagirma.." diye.. Dünya Agir Siklet Boks Sampiyonlugu maçi yayinlanacakti,televizyonda.. Adam da boksa deli oluyordu.. O sabah karisina son tembihleri yapti.. "Güzel bir çilingir sofrasi da kur televizyonun basina.. Tekirdag rakimi da hazir et..Söyle bir keyif yapalim.." Aksam maç baslarken, karisi herseyi hazirlamisti.Gong çaldi, maç basladi.. Adam rakisina uzanip bir yudum almisti ki, "Gümmm" bir yumruk.. Kirmizi sortlu boksör agaç gibi devrildi.. "Bir.. Iki.. Üç.. ......... Sekiz.. Dokuz.. On..Nakavt.." Adam elinde kadeh kala kaldi.. "Yuh be.. Bir hafta bekle.. Bunca hazirlan.. Bunca heveslen.. Yarim dakika bile sürmesin.." "Simdi ne hissettigimi anladin mi" dedi, kadin... ----------------------------------------------------------- .: OTEL :. Temel bes yildizli bir oteline gider ve bir odaister. Resepsiyonist "hay hay" efendim deyip; Temeli kral dairesine alir ve gece temele bir tanede kadin gonderirler. Temel, gece kadinla beraber olur. sabah çıkış yapmaya geldiginde resepsiyonist Temele $1000 dolar para verir ve tesekkur eder.Temel saskin saskin oradan ayrilir ve bunu Dursuna soyler "ula Dursun git oraya kal bir gece sana bir kadin ve ustune $1000 dolar para veriyorlar". Dursun bir gun otele gider ve oda ister.Dursunu da kral dairesine alirlar ve gece uc tane kadin gonderirler.Dursun çýkýþ yaparkan resepsiyonist, Dursuna $5000 dolar verip tesekkur eder.Dursun ise sasirir ve sorar: ula siz Temele bir kadin ve bin dolar verdiniz bana niye uc kadin ve bes bin dollar verdiniz der? resepsiyonist gulerek ; - sizinki canli yayindi onunki banttan...... ----------------------------------------------------------- .: DİŞÇİ :. Orta yasli yakisikli, barda yalniz basina oturan fevkalade seksi sarisinin yanina oturmus.. Laf lafi, laf kapiyi acmis tahmin edersiniz. Hangi kapiyi.. Yatak odasinin kapisini tabii. Soyunmuslar.. Bembeyaz carsaflarin uzerine uzanirlarken seksi sarisin sormus: "Siz discisiniz galiba.." "Evet" demis adam, biraz saskin.. "Nerden anladiniz?.." "Yataga girmeden once ellerinizi ne kadar dikkatle, ne kadar titiz sabunladiniz, ona dikkat ettim de.." Yarim saat sonra, seksi sarisin bir daha mirildanmis: "Siz sadece disci degil, cok buyuk, cok usta bir disci olmalisiniz!.." Adam hafiften kasilmis.. Yatagin basucundaki sigara paketine Uzanirken magrur magrur sormus: "Peki bunu nerden anladiniz?.." "Hicbir sey hissetmedim de.." ----------------------------------------------------------- .: TARIM KONFERANSI :. Cenevre Tarim Konferansi'nda katilimcilarin her biri yaptiklari calismalari ve sonucta gerceklestirdiklerini verim artisini anlatiyormus. Sira Temel'e gelince, -Kuru fasülyeye gül asiladuk, demis. -Peki, punu niye yaptiniz? -Yellenince gül kokayi. ----------------------------------------------------------- .: FANATİK FENERLİ :. Soğuk ve uluslararası uçaklarda vazgeçtim avrupa şampiyonluğundan ve kamp çantamda otlu peynir kokusuydu uefa kupam... ben senin bir gün zaragoza'dan frikik gölü yememe ihtimalini sevdim. ilkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında (saraçoğlu'nda karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman) özlemeye başladım şampiyonlar ligini... ve bu hasret öyle uzun sürdü ki, uefa kupasını bile özlemeye başladım sonra... bizim kemalettin şentürk'lerimiz vardı... bir de camların buğusuna 6-0 yazma imkanı... yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan kahverengi sıralarda, winning eleven oynamaya başladık... ben fener oluyordum sen manchester, geri kalanlar da aston villa... sarı lacivert boyalarla umut ikliminde harfler yazılıyordu, pütürlü duvarlara ve eurosport'a inat bir türkçe'yle... ağbilerimizden öğrendik, ş harfinden muz orta yapan ümit özat figürleri türetmeyi... şaraçoğlu'na usul usul karbonmonoksit yağıyordu. ve kapalı mekanlarda top oynamayı öneriyordu haber bültenleri... oysa saraçoğlu'nda hiç top oynamadım ben. disiplin kurulunda tartışılan bir pozisyonum olmadı benim... (sınıfça gidilen pikniklerde ofsayt kokan karşı karşıyaları saymazsak...) zaragoza'da usul usul gol yağıyordu... ve belli bir saatten sonra top oynamamayı öneriyordu haber bültenleri... oysa hiç gol pozisyonum olmadı benim... ve hiçbir karşı karşıya pozisyonda geçmedi adım... sağlı sollu bindirmelerin ortasında sevimli bir çocuk yüzüydüm sadece... sana tezahüratlar biriktiriyordum fen bilgisi defterimde ama sen yoktun.. ben, senin avrupa'da başarılı olabilme ihtimalini seviyordum, suni teneffüs saatlerinde... kafileyi taşıyan uçak seni hep zamansız, amansızca bir deplasman griliğine g*türüyordu... ben, senin benimle bağdat caddesine gelebilme ihtimalini seviyordum... ben senin avrupa'da başarılı olabilme ihtimalini seviyordum. yaz sıcağı sahaya çekiyordu tenimin çatlamaya hazır gevrekliğini... sonra anelka oluyordum, kırık yarık yolların çare bilmez sürgünü... ne yana baksam henry ve zidane 'dan sanıyordum muz ortalarını ümit özat'ın... alex oluyordum bir süre... yanımızdan geçen çikolata renkli topçularla yarışıyordum, arkam aurelio'nun garantisinde... tuncay oluyordum... bir kanattan bir başka kanata... gole yaklaştıkça büyüyordum... fenerbahçe marşını başına koyuyordum şarkılarımın listesinin... korkuyo rdum... sonra iniyordum uçaktan... hava limanından bizim eve giden, ömrümün en uzun, ömrümün en kısa, ömrümün en çocuk, ömrümün en ihtiyar yolunu koşuyordum... çünkü sonunda oğuz oluyordum aykut kokuyordum sonunda... soğuk ve uluslararası uçaklarda vazgeçtim, fenerli olmaktan... ve beslenme çantamda otlu peynir kokusuydu uefa kupam... ben seni birgün madrid'deki bir spor salonunda... ben seni üstü 15 dakikada kapanabilen bir stadda... ben seni, milano'ya mistik ve demli bir çay kıvamında bakan san siro'nun herhangi bir tribün damında... ben seni herhangi bir ingiliz takımının tıklım tıklım stadında izleyebilme ihtimalini sevdim... ben senin, avrupa'da başarılı olabilme ihtimalini sevdim ! -----------------------------------------------------------
1 - 2 - 3 - 4 - 5